22 Nisan 2015 Çarşamba

YALANCI TAVUKGÖĞSÜ






Tatlıların en masumu sütlü tatlılardır. Hafif, besleyici ve lezzetli oldukları için bol şerbetli hamur işi tatlılardan daha fazla tercih edilirler.
Yalancı tavukgöğsü de tüm masumiyetine rağmen içinde gerçekten tavukgöğsü olmadığı için böyle bir isim almıştır.
Benim hızlıca ve pratik bir tatlı hazırlamam gerektiğinde aklıma gelen ilk tariftir. Bu hafta sonu taze süt gelince önce yoğurdumuzu mayaladım. Kalan sütle de bu mis kokulu tavukgöğsünü hazırladım. Aslında bilinen bir tarif.Bir de benim yorumumla denemenizi tavsiye ediyorum.
Bu kez fotoğraflar pek net olmadı. Bu nedenle özür diliyorum.Umarım en kısa zamanda daha profesyonel fotoğraflar çekebilirim.

MALZEMELER
1 litre süt
1 su bardağı un
1 çorba kaşığı mısır nişastası
1,5 su bardağı toz şeker
125 gram tuzsuz tereyağı
1 paket vanilya

YAPILIŞI
1-Çelik bir tencereye tereyağı konup eritilir.
2- Üzerine unkonup helva kokusu gelinceye kadar sürekli karıştırarak kavrulur.
3- Nişasta ve toz şeker eklenir. Şeker eriyinceye kadar karıştırılır.
 
4-Karışımın üzerine soğuk süt yavaş yavaş bir yandan karıştırarak dökülür.
 
5- Hiç ara vermeden karıştırmaya devam ederek kaynayıncaya ve koyulaşıncaya kadar pişirilir.
6- Ocaktan alınır. Vanilya eklenir. Bir mikser  yardımıyla 10 dakika çırpılır.Bu işlem sakızlaşmasını ve pürüzsüzleşmesini sağlar.
 
7- Büyük kare ya da dikdörtgen bir borcam tepsi su ile ıslatılır. Yalancı tavukgöğsü her tarafında eşit olacak şekilde yayılır. Soğumaya bırakılır.
8- Üzerine çikolata sos dökülür. Buzdolabında en az 3-4 saat dinlendirilir. Hindistan cevizi ya da yeşil fıstıkla süslenerek servis edilir.
 

ÇİKOLATA SOS 


MALZEMELER
1 çorba kaşığı un    
1 çorba kaşığı mısır nişastası
4 çorba kaşığı toz şeker
3 çorba kaşığı kakao
½ çay bardağı damla çikolata
1 su bardağı süt
1 su bardağı su

YAPILIŞI
1-Küçük bir tencere ya da sütlük içinde damla çikolata hariç tüm kuru malzemeler iyice karıştırılır.
 
2-Süt azar azar akıtılarak homojen bir karışım olana kadar karıştırılır. Süt bitince su ile devam edilir.
3-Tüm malzeme pütürsüz bir hale gelince ocak açılır. Sürekli karıştırarak pişirmeye başlanır.
 
4-Buharlaşma başlayınca damla çikolatalar eklenip karıştırmaya devam edilir.
5- Kaynayınca ocak kapatılır. Bir iki dakika sürekli karıştırarak hafif ılıklaştırılır.
6-Tavukgöğsünün üzerine akıtarak yayılır. Donunca üzeri isteğe bağlı süslenir.

NOT: Bu sos farklı yerlerde de(kek,kurabiye, meyve tatlıları , ekler ) kullanılabilir.
AFİYET OLSUN
  




20 Nisan 2015 Pazartesi

YEŞİL MERCİMEKLİ ZEYTİNYAĞLI KABAK




 

Kuru baklagiller besin değeri açısından çok zengindir. Özellikle vejetaryen beslenmede içerdiği bitkisel proteinle vazgeçilmez bir malzemedir. Kabukları ile tüketildiğinde lifli yapısı bağırsakların çalışmasına yardımcı olur. B grubu vitaminler ve kalsiyum, demir, çinko, magnezyum, gibi önemli mineraller içerir. Nişasta sayesinde de doyurucu yemekler hazırlamamızı sağlar.
Meyveleri bol lifli bir bitki olan kabak, bağırsakları tembel olanlar için tercih edilmesi gereken yiyeceklerdendir.Potasyum, fosfor, kalsiyum, magnezyum, sodyum, demir gibi madensel elementler içerir. Bedeni temizler, sinirleri yatıştırır. Mide dostu bir sebzedir.
 Bu gün tarifime başlarken biraz öğretmen tarafımla sizlere küçük bir beslenme dersi anlatarak başlamak istedim. Çünkü yeşil mercimekli kabak tarifini üniversitede öğrenciyken beslenme hocamızın uzun uzun anlattığı dersin ardından uygulama laboratuarında pişirmiştik.
Mutfakla ilk tanıştığım günlerde öğrendiğim halen de severek yaptığım bir tarif. Şimdilerde yılların deneyimi ile biraz daha geliştirdiğim haliyle daha bir lezzetli oluyor. Kısacası artık sizlerle paylaşmaya hazır hale geldi.
Kabak yedirmek konusunda sıkıntı yaşayan annelere mutlaka denemelerini tavsiye ederim. Diyet yapanlar ya da glütensiz beslenenler rahatlıkla tüketebilirler.’’Diyet yemekler lezzetsizdir.’’ Düşüncesini unutturacak bir tarif. Şimdiden kolay gelsin.

MALZEMELER
2 su bardağı haşlanmış yeşil mercimek
3 adet yeşil kabak
1 adet soğan
1 çorba kaşığı domates salçası
1 tatlı kaşığı biber salçası
4 çorba kaşığı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı kuru nane
1 litre su
Yeterince tuz

YAPILIŞI
1-Soğan ve kabak soyulur. Yıkanır. Soğan küçük yemeklik, kabak küçük küpler halinde doğranır.

2-  Tencereye zeytinyağı konup kızdırılır. Soğanlar 2 dakika sotelenir.
3-Salçalar eklenir. Bir iki kere karıştırılır. Kabaklar üzerine alınır. Her tarafı salçayla kaplanıp hafif kızarıncaya
  kadar karıştırılarak sotelenir.



4-Yeşil mercimekler ve su eklenip kapak kapatılır. Kaynama başlayınca ocak kısılır.15 dakika kısık ateşte pişirilir.

5- Tuz eklenir. Kabak hafif tatlı bir sebze olduğundan tuz ayarını damak zevkinize göre yapabilirsiniz. Acı severseniz pul biberde ekleyebilirsiniz.

6- 15 dakika daha pişirilir. Bir çatalla kabaklar kontrol edilir. Çatal kolayca batıyorsa pişmiştir.
7- Ocak kapatılır. Üzerine nane serpilir. Karıştırılır. 10 dakika yemeğin ferahlaması beklenir, sıcak servis yapılır.
Yanında ev yapımı yoğurt tavsiye ederim.
AFİYET OLSUN








ZEYTİNYAĞLI TAZE FASULYE




Yazın en sevilen yemeklerinden biridir. Zeytinyağlı taze fasulye. Bütün yaz yesek doymayız. Bu nedenledir ki derin dondurucuya en çok taze fasulye koyarız. Kışın da özledikçe yapalım diye.
Benim de kış boyunca sebzesiz kaldığım zamanlar, hep elim dondurucudaki fasulyelere gitmişti. Çünkü bizim evin en sevilen sebze yemeği zeytinyağlı taze fasulyedir. Fakat şimdi kış bitti. Derin dondurucularda fasulyeler suyunu çekti.
Bugünlerde baharı artık iyiden iyiye hisseder olduk. Sadece havaların ısınmasıyla değil, tezgâhlardaki sebze ve meyvelerin çoğalmasıyla da içimiz ferahladı. Bu hafta market alışverişi yaparken taze fasulyeleri görünce dayanamadım. Gerçekten taze sebzenin yerini hiçbir şey tutmuyor.
Akşam yemekte başköşedeydi. Elif’in gözlerindeki mutluluğu görmenizi isterdim.
Bence sizler de evdekileri dondurucu fasulyesinden kurtarıp, mis gibi bir zeytinyağlı ziyafeti hazırlayın.Baharı evinizde hissedin.

MALZEMELER
500 gram taze fasulye
1 adet irice soğan
10 diş sarımsak
1tatlı kaşığı domates salçası
1tatlı kaşığı biber salçası
½ çay bardağı zeytinyağı
1tatlı kaşığı toz şeker
1tatlı kaşığı tuz
3 su bardağı su
YAPILIŞI
1-Fasulyelerin iki ucu kırılarak temizlenir. Büyüklüğüne göre iki ya da üçe bölünür. Yıkanır ve süzülür.
2-Soğan irice yemeklik doğranır. Sarımsaklar ikiye kesilir.
 
3-Yayvan bir tencereye zeytinyağı konup kızdırılır. Soğanlar atılır. İki dakika sotelenir.
4-Salçalar ve sarımsaklar eklenir. bir iki kez karıştırılır. Fasulyeler üzerine alınır. Alt üst edip kapak kapatılır.
 
5-iki dakikada bir alt üst ederek fasulyelerin hafifçe yumuşaması sağlanır.Bu sırada ocak harlı olursa, tencerenin dibi tutabilir.Bu nedenle ateş kısılmalıdır.
6-10 dakika sonra toz şeker serpilir. Bir iki kez karıştırılır.Su eklenir .Ocak tekrar açılır.
7-Kapağı kapalı olarak kaynaması başlayınca Ocaktekrar kısılır.15-20 dakika ağır ağır pişirilir.
8-Tuz eklenir.15 dakika daha pişirilir.
9-Bir çatalla fasulyelere pişmişlik kontrolü yapılır. Henüz sertse pişirmeye devam edilir.  
10-Pişince tencere kapağı açılmadan soğutulur. Aksi takdirde fasulyelerin rengi solar , kuru bir görüntü alır.
Soğuk olarak servis edilir.

AFİYET OLSUN













18 Nisan 2015 Cumartesi

EV YAPIMI YOĞURT



Bizler her şeyin evde yapıldığı yılların çocuklarıyız. Annelerimiz yoğurdu, sütü,  peyniri, tereyağını ve daha birçok şeyi ya kendi yapar ya da tanıdık birilerine yaptırırdı.
Sütümüzü anneannem kendi beslediği ineklerden taze taze sağıp gönderirdi. Anneciğim de törensel bir edayla mis gibi yoğurtlar mayalardı. O yoğurtların üstündeki kaymağın tadı hala damağımdadır.
Aradan yıllar geçti. Şehirli olmanın nimetleri yanında külfetleri ile tanıştık. Artık kapımıza gelen sütçüler azaldı.Hatta uzun ömürlü süt ve hazır yoğurt daha pratik olduğundan marketlerden alır olduk.
Yeni nesil yoğurdun evde yapılabildiğini bilmiyor. Genç annelerden sık sık duyduğum ‘’bizim çocuk ev yoğurdunu ve sütünü ağzına sürmüyor.’’ Sözleri beni dehşet içinde bırakıyor. Oysa unutmamalıyız; Çocukların yeme içme alışkanlıklarını biz anneler oluşturuyoruz. Ek besinle tanışan bir bebek annesinin ona verdiklerinin tadını öğrenir. Herhangi bir sindirim ve sağlık sorunu yoksa sütü ve yoğurdu kolaylıkla sever.
Beslenme öğretmenliği yaptığım bunca yıl o kadar çok cahilce ve sorumsuzca yapılmış hata gördüm ki; Hangisini paylaşayım bilemiyorum. Yoğurt ve sütü çocuklara verirken şeker karıştırmak ilk aklıma gelen. Elimizle insülin direnci geliştirip sonra da obezite ile mücadele ediyoruz.Şeker konusunu sonra ele almak üzere şimdilik bırakalım.
Yoğurdun içerdiği kalsiyum, fosfor ve diğer değerli besin öğeleri nedeniyle sindirim sistemi, kas ve iskelet sistemi, diş gelişimi ve sağlıklı büyüme için ne kadar önemli olduğunu tüm uzmanlar üzerine basa basa anlatıyor.
Benim burada önemle vurgulamak istediğim konu; Sütü uzun ömürlü pastörize ve sterilize olanlardan tercih etmemeniz. Mümkünse doğal beslenmiş, ineklerin sütünü günlük satış yapan yerlerden, ya da varsa tanıdık bir sütçüden almanız.
Biliyorum bizleri yanlış propagandalarla doğal olandan uzaklaştırdılar. Fakat hiçbir fabrika sizin sütü kaynatıp, soğutup, daha ılıkken mayaladığınız yoğurt kadar lezzetli ve besleyicisini yapamaz.
Probiyotik yoğurt kavramı son yıllarda oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Bu aslında evde mayalanmış doğal yoğurt demek. Bağırsak florasını korumak, kabızlığı önlemek ya da gidermek için marketlerden kayısılı, incirli probiyotik yoğurt alıyoruz. Fakat hiç birimiz bu basit yiyeceği evde hazırlamayı düşünmüyoruz.
Günümüzün en yaygın sorunları sindirim sistemi ile ilgili hazımsızlık, kabızlık ve kanserler.Bunları kemik erimesi ve çeşitli iskelet hastalıkları izliyor.Nedeni doğal olanı bırakıp hazır, paketli ürünlere yönelmiş olmamız.  Yoğurt, süt ve çocukları kandırmak için allanıp pullanmış, sütlü meyve aromalı içecekler, koruyucu maddeler, gıda boyaları ve daha bir sürü katkı maddesi içerdiğinden fayda yerine zarar veriyor.
Konu sağlık ve çocuklar olunca söyleyecek çok şey var. Ben özetle: Gelin yoğurdunuzu evde yapın. Çocukları hazır ve katkı maddesi içeren yiyeceklerden koruyun. Diyorum.
Yaşadığım şehir Erzincan nispeten küçük olduğu için henüz eski alışkanlıklarımızı koruyoruz. Ben hala tanıdık sütçümden taze sütümü alıyor ve yoğurdumu evde mayalayabiliyorum. Büyük şehirde tabii ki kapıya sütçünün gelmesi hayal oldu. Fakat bilinçli anne babaların aradığında bulabileceği organik ürün satış yerleri var. Eğer isterseniz buralardan taze süt bulabilirsiniz.
Ben günlük taze süt bulduğunuzu ümit ederek sizlerle annemden öğrendiğim ev yapımı yoğurt tarifimi paylaşmak istiyorum. İnek, koyun, keçi ya da manda sütü fark etmez. Yeter ki doğal olsun. Kendi yoğurdunuzu mayaladığınızda ne kadar önemli bir adım attığınızı ve ailenizin sağlığının sizin ellerinizde olduğunu hissedeceksiniz.
Haydi hep birlikte bizim için küçük, sağlığımız için büyük bir adım atalım.Yoğurt yapalım.

MALZEMELER
3 litre taze süt
½ çay bardağı ev yoğurdu

YAPILIŞI
1-Süt çelik bir tencerede ocağa konulur. Ocak açılır.
2-Tencereye bir servis kaşığı konulur. Kaşık taşma hızını azaltacağı ve ara sıra karıştırmak gerektiği için önemlidir.
3-Süt bir süre sonra yüzünde kabuk oluşturur. Bu kabuk kaşıkla karıştırarak açılır.
4-Sütün başından ayrılmamak gerekir. Bir anda taşabilir.
5-Hafifçe kabarma başladığında ocak kısılır. Süt karıştırarak kabarma söndürülür. Kısık ateşte 10 dakika daha pişirilir. Ocak kapatılır.
6-Yoğurt sütün piştiği tencerede mayalanabileceği gibi ısıya dayanıklı cam bir tencereye de aktarılabilir.
7-Süt soğumaya bırakılır. Bu arada yoğurt mayası da oda ısısına gelmiş olmalıdır.
8-El yıkanarak sütün bir kenarından ısısı kontrol edilir. Elin dayanabileceği en yüksek sıcaklık olmalıdır.(Ortalama 40 derece)
9-Bundan sonrası bence törensel bir süreç oluyor.Süt bir nihale üzerinde mayalanma süresince hiç sarsılmayacağı düz bir yere alınır.
 
10-Temiz bir sofra bezi hazırlanır. Yoğurt mayası bir kase içinde tatlı kaşığı ile çırpılarak pürüzsüz bir hale getirilir. Sıcak süt yoğurda kaşık kaşık karıştırılarak ısı eşitlenir.Kase tamamen dolana kadar bu işleme devam edilir.
 
11-Ilıklaşan ve akışkan bir hal alan yoğurt mayası yavaş bir şekilde süte eklenir.Bir iki kez yumuşak bir şekilde karıştırılır.Kapak kapatılır.
 
12-Temiz sofra bezi ile hiç sarsılmadan sarılır.Mayalanma süresince ısı korunmalıdır
.
13-Sarılmış yoğurt adayı yerinden oynatılmadan tam iki saat uyutulur. İki saat çok önemlidir. Eksik olursa maya tutmaz. Fazla olursa yoğurt sulanır.
Mayalanma sırasında kıpırdatılmaması çok önemlidir.Çünkü maya canlı bir organizmadır.Ilık bir ortamda çoğalarak ve büyür.Eğer mayalanma sırasında herhangi bir hareket olursa parçalanır ve özelliğini kaybeder.
14-İki saat sonunda üzerindeki bez sarsmadan alınır. Kapak açılır. Henüz sıcak olan tencere ağzı açık olarak buzdolabına konulup hızla soğutulur.
15-En az 8 saat dinlendikten sonra kullanıma hazır olur.  
NOT: Yoğurt mayası fazla ekşi olmamalıdır. Eğer hafif ekşilik hissederseniz bir çay kaşığı toz şeker karıştırabilirsiniz. Şeker mayayı beslemek için gereklidir. Yoğurt tatlı ise buna gerek yoktur.
  AFİYET OLSUN


17 Nisan 2015 Cuma

LİMONLU KEK




Narenciye ürünlerini mutfağımda kullanmayı çok seviyorum. Özellikle hamur işleri onlarla başka bir güzel oluyor. Daha önce portakallı kek tarifimi paylaşmıştım. Bugün de limonlu, zencefilli hafif bir kek tarifi paylaşmak istiyorum.
Elif sabahları sütüyle birlikte çok beğeniyor. Soğuk içeceklerle birlikte çok yakışıyor. Fazla söze gerek yok. Tarif benden, denemek sizden. Haydi buyurun.

 MALZEMELER
 30 cm. Çapında Bir Kalıp İçin
 4 adet yumurta
2 su bardağı toz şeker
1 su bardağı yoğurt
½ su bardağı sıvı yağ+ 3 çorba kaşığı ılık su
1 adet limon (suyu ve kabuğunun rendesi)
1 adet portakal (suyu ve kabuğunun rendesi)
1 tatlı kaşığı toz zencefil
2 çorba kaşığı hindistan cevizi
1 paket kabartma tozu
4 su bardağı un
Not: Bu tür yağlı ve farklı sıvılar (süt, yoğurt, çay, meyve suları vs.) kullanılan keklerde standart ölçü, her yumurta için yarım su bardağı toz şeker ve bir su bardağı un olarak hesaplanır. 

 
YAPILIŞI
1-Limon ve portakalın önce kabuğu rendelenir, sonra suları sıkılır.
2-Bir çırpma kabında toz şeker, limon ve portakalın suları, kabuklarının rendeleri iyice karıştırılır. 30 dakika dinlendirilir. Ara sıra karıştırarak şekerin tamamen erimesi sağlanır.
3-Şeker eriyip limon ve portakalın rengini alınca üzerine yumurtalar kırılıp 5 dakika el çırpıcısıyla çırpılır.
4-Sıvı yağın üzerine ılık su konup karıştırılır. Karışıma önce yoğurt, sonra da sulandırılmış sıvı yağ eklenir 2 dakika daha çırpılır.
5-Unun yarısı, toz zencefil, Hindistan cevizi ve kabartma tozu eklenip iyice karıştırılır. Burada çırpma yerine karıştırma kelimesini tercih ettim. Çünkü keklerde unlu karışımlar eklendikten sonra çırpma hızı düşürülmezse, hamur sulanır ve kabarmaz.
6-Fırın 180 dereceye ayarlanır. Kek kalıbı çok iyi bir şekilde yağlanır.
7-Kalan un kontrollü olarak azar azar eklenip karıştırılır. Koyu bir yoğurt kıvamı elde edilmelidir. Un fazla gelirse bırakılmalıdır.
8-Karışım yağlanmış kek kalıbına dikkatlice dökülür. Üzeri düzeltilir.
9-Önceden ısıtılmış fırında 25-30 dakika pişirilir. Bir kürdan batırarak pişmişlik kontrolü yapılır. Eğer kürdana hamur yapışmıyorsa pişmiş demektir. Fırın kapatılır. Kek kapalı fırında 10 dakika tutularak içinin çekmesi sağlanır.
10-Kek fırından alınır. Kalıbın el yakmayacak bir sıcaklığa gelmesi beklenir. Hafifçe sallayarak kekin kalıbı bırakması sağlanır. Servis tabağına alınır. Üzerine daha tatlı olması istenirse pudra şekeri elenebilir. Ben sade tercih ettim.
11-İyice soğuyunca dilimlenerek servis edilir.

AFİYET OLSUN