Uzun zamandır blogtan uzak kaldım annem gibi.Ama bu mutfaktan da uzak kaldığım anlamına gelmiyor. Her zamankinden daha çok mutfakla içiçeyim aylardır. Hayatımda büyük değişiklikler oldu. Eve çıktım, stajyer doktor oldum. Yeni ortamlar, yeni insanlar girdi hayatıma... Tüm bunlara ayak uydururken denediğim sayısız tarifi yazıya dökmeye fırsatım olmadı malesef. Ama biyerden başlamak gerekiyor ve başlangıç için bu ilginç salatanın uygun olduğunu düşünüyorum. Değişmek yaşamın özündeyken yeniliklere, değişmeye direnmemeli insan. Hayatımı değiştirenlere, güzelleştirenlere sevgilerimle...
MALZEMELER
Bir orta boy kereviz kökü
Birkaç kereviz sapı (yapraklarıyla beraber)
Bir yeşil elma
Bir yemek kaşığı hardal tohumu
3-4 parça ceviz
Bir tutam tuz
Bir tutam tarçın
Bir yemek kaşığı sirke
İki yemek kaşığı limon suyu
Yaklaşık yarım çay bardağı zeytinyağı
YAPILIŞI
Salata sosu için;
1- Hardal tohumları küçük bir tavada üstüne kapak kapatılarak hafif kahverengilesinceye kadar kavrulur. (Ya da patlamaları bitinceye kadar. Hardal tohumları ısının etkisiyle mısır gibi patlıyor.)
2- Kavrulmuş hardal tohumları ve ceviz havanda ezilir.
3- Ezilmiş hardal tohumu ve cevizlerin üzerine zeytinyağı, sirke, limon suyu, tuz, tarçın eklenir ve çırpılır.
Salata için;
1- Kereviz soyulur ve rendelenir. Kararmaması için az limon suyuyla ovulur.
2- Elma jülyen (ince uzun) doğranır.
3- Kereviz sapları ufak ufak doğranır.
4- Kereviz, elma, kereviz sapı ve salata sosu derin bir kapta iyice karıştırılır ve servise hazır.
AFİYET OLSUN
diyabet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyabet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Aralık 2015 Cumartesi
3 Haziran 2015 Çarşamba
KARIŞIK DOLMA
Eşim gerçek bir yemek tutkunu. Benim yıllardır hazırladığım yemeklerin ilk tadımcısı olmuştur. Her zaman da olumlu eleştirilerle beni motive etmiştir.
Son yıllarda diyabet nedeniyle kendini biraz kontrol etse de
damak tadından asla vazgeçmez. Birlikte geçirdiğimiz 23 yılın sonunda mutfakta
onun da bir hâkimiyeti oluştu. Öyle zarif ki asla ‘’şunu pişir, akşama şu
yemeği istiyorum. ‘’ Demez. Fakat o gün canı ne istiyorsa, malzemesini alıp
getirir. Bana da bu sessiz ricayı yerine getirmek kalır.
Nitekim dün akşam elindeki poşetleri alınca, bugünün ana
yemeğinin karışık dolma olacağına karar verdim.
Eşimin diyabeti nedeniyle küçük birkaç değişiklik yapıyorum.Örneğin pirinç yerine bulgur kullanıyorum.Yağını da oldukça az koyuyorum.
Bu haliyle çok hafif oluyor.
Yaza formda girmek isteyenlere ve eşim gibi diyet yapmak zorunda olanlara tavsiye ederim.
Yanında bir de ev yapımı yoğurt olursa lezzeti daha bir güzel oluyor.
MALZEMELER
3 adet kabak
3 adet patlıcan
5 adet dolma biber
2 adet sert domates
½ çay bardağı sıvı yağ
İçine
300 gram kıyma
1 su bardağı köftelik bulgur
1 çorba kaşığı domates salçası
1 tatlı kaşığı biber salçası
1 adet irice soğan
2 tatlı kaşığı tuz (biri üzerine ayrılacak)
1 çay kaşığı karabiber
1 çay kaşığı kimyon
1 su bardağı su
YAPILIŞI
1- Kabak ve patlıcanın kabukları alaca soyulur. Her biri
büyüklüğüne göre 2 ya da 3 e bölünür. İçleri oyacak yardımıyla boşaltılır.
Biberin de çekirdekleri çıkarılır. Bol suda hepsi yıkanır. Süzülmeye bırakılır.
2- Domatesler yıkanır. Kabukları hemen altındaki kısımla
birlikte kapak olacak şekilde küçük parçalara ayrılır. İçinde kalan etli kısmı
harca katılır.
3- Soğan incecik kıyılır. Çukur bir kapta kıyma, soğan,
salçalar, bulgur, domatesin ince kıyılmış etli kısmı, baharatlar, tuz ve su
iyice yoğrulur. Bu aşamada eğer diyet yapmıyorsanız, bir miktar tereyağı
ekleyebilirsiniz. Yine isterseniz yarım demet maydanoz ve dereotu kıyarak
ekleyebilirsiniz.
4- Hazırlanan harç içi oyulmuş sebzelere ağzında biraz
boşluk kalacak şekilde doldurulur. Bulgur piştiğinde
şişeceği için boşluk
kapanacaktır.
5- Dolmaların ağzına domatesle kapak yapılır.
6- Dolmalar bir tencereye dik olarak dizilir. Üzerine 1
tatlı kaşığı tuz ve sıvı yağ gezdirilir. Tencerenin yarısına kadar su konur.
7- Ocak açılır. Tencere üzerine oturtulur. Kapak kapatılır.
Kaynama başlayınca ateş kısılır.
8- 45 dakika kısık ateşte pişirilir. Bir çatalla sebzelerin
pişmişliği kontrol edilir.Pişmişse ocak kapatılır.
AFİYET OLSUN
Etiketler:
ana yemek,
bulgur,
diyabet,
diyet,
dolmalar,
et yemekleri,
kolay,
sağlık,
sebze yemekleri,
sevim
16 Nisan 2015 Perşembe
ZEYTİNYAĞLI YER ELMASI
Yerelması çok özel bir bitki. Yabani olarak yetişiyor. Islah
edilmiş birçok bitkinin aksine yabani özelliklerini hiç kaybetmiyor. Oldukça şifalı.
İçerisinde bulunan inulin (insulin ile karıştırmayın) isimli madde sayesinde kolon kanserinden korur ve bağırsakların
sağlıklı çalışmasını sağlar. Kan şekerini dengeler açlık hissini azaltır. Bu
özelliğinden dolayı kilo kontrolünde diyet yapanlar için iyi bir alternatif.
Diyabet hastaları için de vazgeçilmez bir yiyecek.Romatizmal ağrılara iyi
gelmesi,kalp damar sistemini koruması,en fazla demir içeren bitkilerden biri
olması gibi bir çok faydası sıralanabilir.
Eşim de diyabetli olduğu için bizim evden hiç eksik olmaz.
Tabii mevsimi bitene kadar. Şu sıralar bitmek üzere. Ben de son turfanda yer
elmaları ile hazırladığım zeytinyağlı yer elması tarifini sizlerle paylaşmak istedim.
Fakat mutlaka çiğ ve kabuklu olarak da tüketmenizi tavsiye ederim.
Sindirim sistemi için gerçek bir rahatlatıcı. Şimdi tarifimize geçelim.
MALZEMELER
500 gram yer elması
2 adet havuç
1 adet soğan
½ çay bardağı zeytinyağı
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı tuz
2 su bardağı su
YAPILIŞI
2- Soğan yemeklik, havuç 2mm.kalınlığında verev, yer
elmaları da ceviz büyüklüğünde doğranır.
3-Yayvan bir
tencerede zeytinyağı kızdırılır. Havuç ve soğan birlikte üç dakika sotelenir. Yer
elmaları eklenir.
Beş dakika da birlikte sotelenir.
.JPG)
Beş dakika da birlikte sotelenir.
4-Toz şeker konup karıştırılır. Suyu eklenip kapak
kapatılır.
5- Kaynayınca ocak kısılıp, on beş dakika ağır ağır
pişirilir.
6-Tuz eklenir. On beş dakika daha pişirilir.Bir çatalla
havuçlar kontrol edilir.En sert sebze havuç olduğu için eğer pişmişse, yemek
tamam demektir.
7-Kapak açılmadan soğutulur. Soğuk servis edilir.
AFİYET OLSUN
Etiketler:
diyabet,
diyet,
glutensiz,
kolay,
sağlık,
sebze yemekleri,
sevim,
zeytinyağlılar
3 Mart 2015 Salı
SEBZELİ BULGUR PİLAVI
Bulgur Türk Mutfağının vazgeçilmez malzemelerinden biridir.En iyisi fabrika bantlarına girmemiş ,doğrudan köy ortamında ,doğal haliyle üretilmiş olandır.Köy bulgurunu renginden ,dokusundan ,kolayca yumuşamasından ayırt edebilirsiniz .
Ayrıca bulgur sağlıklı olması nedeniyle de tercih edilmelidir .Glisemik indeksi düşük olduğundan diyabet hastaları ve kilosunu kontrol altında tutmak isteyenler için de ideal bir seçenektir .
Bulgurla yapılmış lezzetli pilavlar ,yemekler ,çorbalar ve daha niceleri mutfağımızın baştacıdır .
Ben bugün bir sebzeli pilav paylaşmak istiyorum .Sebzeli pilavın mevsimine ve tercihe göre içindeki sebzeler değiştirilebilir.Ama sonucun her zaman nefis olacağına garanti verebilirim .
Bu kadar güzel bir pilavı denemek için hiç beklemeyin .Yanına nohut, kuru fasulye ,tavuk vs. artık sizin keyfinize kalmış.Haydi buyurun tarife .
MALZEMELER
2 su bardağı pilavlık köy bulguru
2 su bardağı et suyu + 2 su bardağı su
1 orta boy soğan küçük doğranmış
1 kırmızı kapya biber ince doğranmış
2 rendelenmiş havuç
1 domates küçük doğranmış
2 çorba kaşığı sıvı yağ
2 çorba kaşığı tereyağı
1 çorba kaşığı domates salçası
1 tatlı kaşığı biber salçası
Tuz, kimyon, taze çekilmiş karabiber
YAPILIŞI
1-Et suyu ve su bir kapta kaynatılır.
2-Bir tencereye sıvı yağ konup kızdırılır. Soğanlar atılır 2 dakika sotelenir.
3-Soğanların üzerine tereyağı konulup eritilir. Kırmızı biberler eklenir, 2 dakika da biberler sotelenir.
4-Havuçlar eklenir 2 dakika da onlar sotelenir.Salçalar eklenir .
5-Salçanın kızarmış kokusu gelince bulgur konulup karıştırarak her tarafının yağ ve salça ile kaplanması sağlanır .
6-Domatesler eklenir .Yumuşayıncaya kadar karıştırarak sotelemeye devam edilir .
7-Kimyon ve karabiber atılıp karıştırılır .
8-Kaynamakta olan su ilave edilir .Tuz atılır .Lezzet kontrolü yapılır .Hafif tuzlu olmalıdır .Havuç ve kırmızı biber tuz ilavesini biraz fazlalaştırabilir .
9-Tencerenin kapağı kapatılır .5 dakika sonra ocak kısılır .10 dakika da kısık ateşte pişirilir .
10-Ocak kapatılır .15-20 dakika kapak açılmadan demlendirilir .
Turşu ile servis edilmesini tavsiye ediyorum.
AFİYET OLSUN
Ayrıca bulgur sağlıklı olması nedeniyle de tercih edilmelidir .Glisemik indeksi düşük olduğundan diyabet hastaları ve kilosunu kontrol altında tutmak isteyenler için de ideal bir seçenektir .
Bulgurla yapılmış lezzetli pilavlar ,yemekler ,çorbalar ve daha niceleri mutfağımızın baştacıdır .
Ben bugün bir sebzeli pilav paylaşmak istiyorum .Sebzeli pilavın mevsimine ve tercihe göre içindeki sebzeler değiştirilebilir.Ama sonucun her zaman nefis olacağına garanti verebilirim .
Bu kadar güzel bir pilavı denemek için hiç beklemeyin .Yanına nohut, kuru fasulye ,tavuk vs. artık sizin keyfinize kalmış.Haydi buyurun tarife .
MALZEMELER
2 su bardağı pilavlık köy bulguru
2 su bardağı et suyu + 2 su bardağı su
1 orta boy soğan küçük doğranmış
1 kırmızı kapya biber ince doğranmış
2 rendelenmiş havuç
1 domates küçük doğranmış
2 çorba kaşığı sıvı yağ
2 çorba kaşığı tereyağı
1 çorba kaşığı domates salçası
1 tatlı kaşığı biber salçası
Tuz, kimyon, taze çekilmiş karabiber
YAPILIŞI
1-Et suyu ve su bir kapta kaynatılır.
2-Bir tencereye sıvı yağ konup kızdırılır. Soğanlar atılır 2 dakika sotelenir.
3-Soğanların üzerine tereyağı konulup eritilir. Kırmızı biberler eklenir, 2 dakika da biberler sotelenir.
4-Havuçlar eklenir 2 dakika da onlar sotelenir.Salçalar eklenir .
5-Salçanın kızarmış kokusu gelince bulgur konulup karıştırarak her tarafının yağ ve salça ile kaplanması sağlanır .
6-Domatesler eklenir .Yumuşayıncaya kadar karıştırarak sotelemeye devam edilir .
7-Kimyon ve karabiber atılıp karıştırılır .
8-Kaynamakta olan su ilave edilir .Tuz atılır .Lezzet kontrolü yapılır .Hafif tuzlu olmalıdır .Havuç ve kırmızı biber tuz ilavesini biraz fazlalaştırabilir .
9-Tencerenin kapağı kapatılır .5 dakika sonra ocak kısılır .10 dakika da kısık ateşte pişirilir .
10-Ocak kapatılır .15-20 dakika kapak açılmadan demlendirilir .
Turşu ile servis edilmesini tavsiye ediyorum.
AFİYET OLSUN
Etiketler:
bulgur,
diyabet,
diyet,
pilav,
sebze yemekleri,
sevim,
tuzlu,
türk mutfağı
4 Şubat 2015 Çarşamba
Yapay Tatlandırıcılardaki Tehlike
Yapay tatlandırıcılar gerek diyabetik insanların gerekse diyet
yapan insanların hayatına büyük oranda girmiş durumda.
Diyet ürünler, şekersiz şekerler, tatlandırıcılı gazlı içecekler...
Aslında çok da üzerinde düşünmeden hepimiz fazlasıyla tatlandırıcıya maruz
kalıyoruz.
Bu konu üzerinde hiç düşünmezken, Dr. Mehmet Öz'ün programında diyet içeceklere savaş açtığını ve diyet içeceklerin şekerli muadillerine göre daha fazla obezite riski taşıdığını söylediğini duyduğumda dikkatimi çekti. Programda hatırladığım kadarıyla tatlandırıcılar beyinde şekerli şeyler yediğimiz zaman uyarılan bölgeyi uyarıyor bu da insülinin salgılanmasına yol açıyor.Fakat kan şekeri yükselmiyor bu şekilde devam ettikçe vücutta insülin direnci dediğimiz durum oluşuyor. İnsülin direnci ise dokuların insüline cevap verip, kandan şekeri alıp kullanmakta zorlanması olarak açıklanabilir. İnsülin direnci oluştuğu zaman birey tip 2 diyabete aday oluyor denebilir.
Okul, sınavlar derken bu konuda ciddi araştırma yapmaya fırsatım olmamıştı ama sömestr tatilinde bu konuyu araştırıp paylaşmak istedim. Tahmin ettiğim gibi bu konuda çok fazla çalışma yok. Ama 'Nature ' dergisinde yayınlanmış bir çalışma gerçekten bu konuya açıklık getiriyor.
Çalışma asıl olarak fareler üzerinde yapılmış fakat sonradan küçük bir insan grubu üzerinde de denenmiş. Çalışmada en yaygın kullanılan üç tatlandırıcı(sakkarin, sukraloz ve aspartam) kullanılmış.11 haftanın sonunda farelerde glikoz intoleransı yani insülin direnci geliştiği gözlenmiş. Bu insülin direncinin gelişme mekanizması ise daha da ilginç.
Tatlandırıcılar kan dolaşımımıza katılamayan büyük parçacıklar ve hiçbir kalori değerleri yok. Yani vücudumuzun tam anlamıyla içine giremiyorlar. Buna rağmen insülin direnci yapıyor olmaları şaşırtıcı. Yapılan çalışmada tatlandırıcıların bağırsaklarımızda buluan yararlı bakterilerin yani 'mikrobiyom'un çalışmasını ciddi derecede bozarak vücutta insülin direnci oluşturduğu gözlenmiş. Çalışmadan anladığım kadarıyla bağırsaktaki mikrobiyomun bozulmaması için probiyotik beslenme de bu durumu düzeltemiyormuş.
Çalışmanın insanlar üzerinde yapılan bölümünde 8 sağlıklı insan kullanılmış ve deneklere bir hafta hergün günlük maksimum alınabilecek yapay tatlandırıcı miktarı verilmiş. Sadece bir haftada 8 insandan 4'ünde insülin direnci gelişmiş.
Yani sonuç olarak yapay tatlandırıcılar göründükleri kadar masum değiller ve heryerdeler. Tip 2 diyabet ve başka birçok metabolik hastalığa davetiye çıkarıyolar. Onlardan sakınabilmek için dikkatli olmak ve yediğimiz paketli ürünlerin içeriklerini bilmek yeterli.
Dipnot: Yazıda atıfta bulunduğum çalışmanın yazısını arzularsanız http://www.nature.com/news/sugar-substitutes-linked-to-obesity-1.15938'da okuyabilirsiniz.
Sağlıklı günler, Ayşenur.
Bu konu üzerinde hiç düşünmezken, Dr. Mehmet Öz'ün programında diyet içeceklere savaş açtığını ve diyet içeceklerin şekerli muadillerine göre daha fazla obezite riski taşıdığını söylediğini duyduğumda dikkatimi çekti. Programda hatırladığım kadarıyla tatlandırıcılar beyinde şekerli şeyler yediğimiz zaman uyarılan bölgeyi uyarıyor bu da insülinin salgılanmasına yol açıyor.Fakat kan şekeri yükselmiyor bu şekilde devam ettikçe vücutta insülin direnci dediğimiz durum oluşuyor. İnsülin direnci ise dokuların insüline cevap verip, kandan şekeri alıp kullanmakta zorlanması olarak açıklanabilir. İnsülin direnci oluştuğu zaman birey tip 2 diyabete aday oluyor denebilir.
Okul, sınavlar derken bu konuda ciddi araştırma yapmaya fırsatım olmamıştı ama sömestr tatilinde bu konuyu araştırıp paylaşmak istedim. Tahmin ettiğim gibi bu konuda çok fazla çalışma yok. Ama 'Nature ' dergisinde yayınlanmış bir çalışma gerçekten bu konuya açıklık getiriyor.
Çalışma asıl olarak fareler üzerinde yapılmış fakat sonradan küçük bir insan grubu üzerinde de denenmiş. Çalışmada en yaygın kullanılan üç tatlandırıcı(sakkarin, sukraloz ve aspartam) kullanılmış.11 haftanın sonunda farelerde glikoz intoleransı yani insülin direnci geliştiği gözlenmiş. Bu insülin direncinin gelişme mekanizması ise daha da ilginç.
Tatlandırıcılar kan dolaşımımıza katılamayan büyük parçacıklar ve hiçbir kalori değerleri yok. Yani vücudumuzun tam anlamıyla içine giremiyorlar. Buna rağmen insülin direnci yapıyor olmaları şaşırtıcı. Yapılan çalışmada tatlandırıcıların bağırsaklarımızda buluan yararlı bakterilerin yani 'mikrobiyom'un çalışmasını ciddi derecede bozarak vücutta insülin direnci oluşturduğu gözlenmiş. Çalışmadan anladığım kadarıyla bağırsaktaki mikrobiyomun bozulmaması için probiyotik beslenme de bu durumu düzeltemiyormuş.
Çalışmanın insanlar üzerinde yapılan bölümünde 8 sağlıklı insan kullanılmış ve deneklere bir hafta hergün günlük maksimum alınabilecek yapay tatlandırıcı miktarı verilmiş. Sadece bir haftada 8 insandan 4'ünde insülin direnci gelişmiş.
Yani sonuç olarak yapay tatlandırıcılar göründükleri kadar masum değiller ve heryerdeler. Tip 2 diyabet ve başka birçok metabolik hastalığa davetiye çıkarıyolar. Onlardan sakınabilmek için dikkatli olmak ve yediğimiz paketli ürünlerin içeriklerini bilmek yeterli.
Dipnot: Yazıda atıfta bulunduğum çalışmanın yazısını arzularsanız http://www.nature.com/news/sugar-substitutes-linked-to-obesity-1.15938'da okuyabilirsiniz.
Sağlıklı günler, Ayşenur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




